Küçük teknenin hikâyesi
Oyundaki teknenin bir hikâyesi var. Hikâye ciddi. Tekne sevimli. İkisi de bilerek böyle.
7 numaralı can botu
Çok eskiden denizlerde büyük bir gemi yol alırdı. Adı Tiltanic idi ve güvertesinde yaklaşık iki bin kişi vardı.
Geminin can botları vardı; bunlardan biri 7 numaralı can botuydu. Küçüktü ve tek bir şey istiyordu: insanları güvenli bir yere taşımak.

O, buharlı bir can botu. Bu önemli değil.
Buzdağı gecesi
Buzdağı gecesinde küçük tekne, halatlarında hazır asılı bekliyordu. Yolcularını bekliyordu.
Sonra bir dalga geldi. Halatlarını kopardı ve onu karanlığa fırlattı. Henüz kimse binmemişti. Bu onun suçu değildi.
Sudan, büyük geminin battığını gördü. İki bin ışığın söndüğünü gördü. Kimse kürek çekip onu geri götürmedi. Kimse götüremezdi.
Yemin
Karanlık suda yapayalnız kalan küçük tekne, denize bir söz verdi:
“Asla batmayacağım. Limana ulaşacağım. Büyük gemileri getireceğim.”
Tek bir şeye inanıyordu: batarsa kimse yardım getirmez ve herkes yeniden kaybolurdu. Bu yüzden batamazdı.
Deniz onu duydu.
Dokuyan deniz
Deniz onun sözünü tutmak zorunda, bu yüzden tekne sonsuza dek batamaz. Ama deniz aldığını geri vermez ve kurtuluşun gelmesini istemez; bu yüzden yolu gizler. Liman gerçektir ve büyük gemiler orada bekler. Ama liman her zaman bir dalga daha ötededir.
Böylece her gece yarısı deniz dalgalarını söker ve yeniden dokur. Teknenin dün öğrendiği yol silinir. Her şafakta tekne yeniden başlar. Deniz, bunun onun suçu olmadığını öğrenmesine asla izin vermez.
Eski bir Yunan hikâyesi aynı hileyi anlatır. Odysseia destanında Penelope adında bir kraliçe gündüz bir kumaş dokur, her gece onu söker. Kumaş hiç bitmez; bu yüzden onunla evlenmek isteyen adamlar beklemek zorunda kalır. Deniz bunu küçük tekneye yapıyor.
Hikâye ve oyun
Oyunun sonu olmamasının nedeni budur. Küçük tekne kıyısı olmayan bir denizde yol alır. Batamaz ve varamaz.
Kendi saatine göre her gece yarısı deniz yeni bir rota oluşturur. Oyundaki günlük rota da hikâyedeki günlük sefer de budur. Aynı tarihte yola çıkan herkes aynı rotayla karşılaşır.
- Sen onun kaptanısın. Teknenin başında kaptan şapkası var ama sabit bir ele ihtiyacı var. Her oyuncu, bir deneme boyunca onun kaptanıdır.
- Eğmek, teknenin dengede kalma yoludur. Eğilmenin ne yaptığını hatırlar.
- Kapı, dokumada bir boşluktur. Deniz, aldığı gemilerin çapalarını yukarıdan asar, mayınlarını aşağıdan zincirler. Aralarındaki boşluk bir kapıdır.
- Batmak, yeniden ilk geceye dönmektir. Sonra deniz onu geri verir. “Bir deneme daha” onun yeminidir: deniz onu sözüne bağlı tutar.
- Denizler, tekne ilerledikçe daha tuhaflaşır. İlk denizin ufkunda bir deniz feneri var; bu, teknenin limana en çok yaklaştığı yerdir.
- Sıralama, gecenin seyir defteridir: hangi kaptanlar onu limana en çok yaklaştırdı.
- Bot, denizin her gece onunla yarışsın diye gönderdiği bir teknedir. Yalnızca bir makinedir. Yemini de kaptanı da yok.
- Hayalet, aynı gecenin denizindeki başka bir teknenin izidir: bir bot ya da meydan okumadan gelen bir arkadaş. Meydan okuma, karanlığın ötesinden bir can botunun diğerine seslenmesidir.
- Üst üste günler, küçük teknenin pes etmediği gecelerin sayısıdır. Kalkan, onun uyuduğu ve yemininin onu ayakta tuttuğu gecedir.
- Hediyeler, denizin kıyıya vurduğu küçük şeylerdir, çünkü deniz aldığını geri vermez. Bunun iyilik mi suçluluk mu olduğunu kimse bilmiyor.
Bu gece de, her gece olduğu gibi, liman bir dalga daha ötede. Bu gece onun kaptanı olmak ister misin? Nasıl oynanır sayfasını oku, sonra yelken aç.